Karinca Yumurtasi Yagi | En Etkili Tuy Dokucu

Posts Tagged ‘karınca yumurtası’

Cilt Sorunları: Ganglion

Çarşamba, Ağustos 19th, 2009

Ganglion, cildin altında beliren bir şişliktir, genellikle el bileğinde olur fakat bazen ayağın üst kısmında veya bileğin (el) iç tarafında veya parmaklarda olabilir.

Belirtileri

- Bilekte bir şişkinlik

- Bu şişkinlikle birlikte ağrı, özellikle bilek açıldığı veya eğildiği zaman bulunabilir fakat genelde bu şişlik ağrısızdır.

Bir mafsal veya tendon içine sızmış olan koyu bir sıvının birikmesinden meydana gelir. Genellikle dokunulduğunda esnektir ve çeşitli büyüklüklerde olabilir.

Teşhis

Bir fizik muayene yapıldıktan sonra, başka sorunların varolmadığından emin olmak için bazı testler ve röntgen gerekebilir. Teşhisi doğrulamak için bazen ultrason incelemesi yararlı olur.

Esas itibariyle zararsızdır. Fakat bileğinizde veya ayağınızda bir şişlik fark ederseniz, habis bir tümör gibi diğer nedenleri saf dışı bırakmak için bir doktora danışın. Eğer ganglion ağrılıysa doktorunuz ameliyat veya diğer yollarla rahatlama sağlayabilir fakat çoğu durumlarda bu zararsız küçük şişlik tedavi gerektirmez ve yaşayışınızı etkilemez.

Tedavi, Ameliyat

Doktorunuz ganglionu birkaç yerden iğneyle deldikten sonra üzerine basınç uygulayarak patlatabilir veya içindekileri iğneyle çekebilir. Çoğu vakalarda ameliyat gereksiz görülür fakat gangliyon ağrılı ise ve direnaja cevap vermiyorsa cerrahi olarak çıkartılabilir.

Cilt Temizliğinin Püf Noktaları

Çarşamba, Ağustos 19th, 2009

Cilt Temizliğinin Püf Noktaları

İyi bir yüz temizliği, ciltteki yağın kirlenen kısmını ve fazlasını arındırmalı ancak tümünü silip süpürmemelidir.
Bütün bir yıl yaz mevsimini bekliyoruz. Ama hepsi iki aydan ibaret ve hemen geçip gidiyor. Eylül ayını yarıladık bile! Havada tatlı bir serinlik ve rüzgar hakim. Yağmur ise yağdı yağacak. Sonbahar evimize ve kendimize döndüğümüz bir mevsim. Zaten sıcaktan kaçmaya çabaladığımız hareketli bir dönemden sonra, biraz dinginliğe ve bakıma ihtiyacımız var. Şimdi sağlık sorunlarımızla ilgilenmenin, yavaş yavaş cildimizi ve yıpranan saçlarımızı toparlamanın zamanı geldi. Güneşin pırıltısı biraz daha azalınca derin bakımlara geçebiliriz.

CİLDİNİZİ TEMİZLEYİN

Eylül başı temizlik dönemidir. Bir seyahatten sonra eve döndüğünüzde ne yaparsınız? Önce evinizi toparlar ardından valizlerinizi boşaltıp son olarak da çamaşırlarınızı yıkarsınız. Bunlar, cildimiz için de geçerlidir. Cilt bakımında ilk adım, günlük temizliktir. Her sabah ve her akşam olmak üzere, günde iki defa cildimizi özenle temizlemeli ve tonikle silmeliyiz. Ardından nemlendiricimizi sürebiliriz. Birçok insan makyaj yapmayı ihmal etmez ancak cilt temizliğine gereken özeni göstermez. Oysa makyaj yapılsa da yapılmasa da, yüzünüzün düzenli olarak günlük birikimlerden arındırılması gerekiyor.

KURU CİLTLERE KREM

Yağlı ciltlerde jeller ve losyonlar, kuru ciltlerde kremler tercih edilir. Bu tip ürünlere, genel olarak “temizleme sütü” adı verilir. Bu tip temizleyiciler, özellikle kıl köklerinde bulunan sertleşmiş sebumun (cildin yağ salgısı) ve sebuma bulaşmış olan kir ve makyaj artıklarının temizlenmesinde çok etkilidir. Bu açıdan derin bir temizlik sağlarlar. Temizleme kremlerinde daha fazla yağ (%40-50) losyonlarda ise daha az yağ (%10-25) bulunur. Yağlar, ciltteki yağı (sebum, yağ ve makyaj artıkları), su ise suda eriyebilen maddeleri çözer. Kir ve keratin pulları gibi eriyemeyen maddeler ise tonikli pamukla silinerek temizlenir. Göz çevresindeki deri çok hassastır.Tala Bu nedenle daima özel bir temizleyici tercih edilmeli ve göz çevresine çok nazik davranılmalıdır.

MİKROFİBER KUMAŞLAR

Cilt temizliği veya hafif peeling için özel olarak imal edilen mikrofiber kumaşlar ve eldivenler oldukça etkili bir şekilde temizliği tamamlarlar. Onları sadece su ile ıslatarak kullanırsanız, daha önce özenle temizlediğiniz yüzünüzden hala kir çıktığını fark edersiniz. İçinde hiçbir kimyasal olmadığı için en hassas ciltlere bile uygulanabilir. Her yerde bulunmuyor ama rastlarsanız hem yüzünüze hem de vücudunuza uygulayabilirsiniz.

TONİK TEMİZLİĞİ ÖNEMLİ

Cildin günlük bakımı yapılırken ikinci adım, kalan son artıkları arındıran ve gözenekleri sıkıştırmaya yarayan tonik uygulamasıdır. Temizleme kremleri ve losyonlar, sabunlar ve jeller ciltteki yağı ve suda eriyebilen maddeleri çözdükten sonra, kir ve keratin pulları gibi eriyemeyen maddeler tonikle silinerek temizlenir.Tala Tonik, özel bir solüsyondur. Genellikle su ve alkol ile hazırlanır. Bazı toniklerde salisilik asit, portakal çiçeği kolonyası, gül suyu veya daha farklı maddeler de kullanılır. Tonik seçerken alkolsüz olanları tercih edin. Sade gül suyu ve maden sodası gayet iyi toniklerdir.

GÖZENEKLERİ TEMİZLEYİN

Gözeneklerin sıkışması aslında hatalı bir ifadedir. Çünkü gözeneklerin kas yapısı yoktur. Bu nedenle de açılıp kapanması veya sıkışıp gevşemesi söz konusu değildir. Ancak biriken kirler ciltteki gözenekleri tıkayarak zorlar ve genişlemesine yol açar. Tonikler bunları temizlediği için gözenekler tekrar normal boyutlarına dönerler. Tonikler düzenli olarak kullanıldığında gözeneklerin açılmasına pek fırsat kalmaz. Öte yandan, toniklerin içinde bulunan maddeler cildi biraz tahriş ettiği için dokular hafifçe şişer. Bu tepki gözenekleri geçici bir süre için sıkıştırır. Tabii bu yapısal bir değişiklik değildir, kısa süreli bir toparlanmadır.

Bunun yanınıda kullanacağınız Tala Karınca Yumurtası ise sizi hem zamandan tasarruf etmenize hemde daha kolay ve rahat tüylerden kurtulmanızı sağlar…

Kullanıcı Yorumları

Çarşamba, Ağustos 12th, 2009

Pınar A , Ankara ;
Arkadaşlar karınca yumurtası yağı kullandım ve cidden çok memnun kaldım…tüylerim çok seyrekti çok ama çok az kaldı şuan ve hala devam ediyorum … yaa sonuçda lazerden çok çok ucuz ve doğal bir çözüm… kullanmanızı tavsiye ederim…TALA marka ve arapça yazılı olsun bu arada…Bu işler birazda sabır işidir. Herkes de tek kullanımda işe yaramayabilir. Bende de 3 üncü kullanımdan sonra işe yaramaya başladı…Ona göre.:D

Fatma G , İstanbul ;
Küçücük karıncadan böyle bir sonuç elde edebileceğimi hiç düşünmemiştim.Gerçektende gözle görülür bir etki sağladı daha kullanalı 2 ay olmasına rağmen.

Betül O , İstanbul ;
Biliyorsunuz erkeklerde sırt omuz bölgelerindeki tüyler hiçkimse tarafından çekici bulunmaz . Uzun zamandır dert ettiğim ama kalıcı bir çözüm bulamadığım sorunumu tala ile çözdüm teşekkürler.

Yeşim İ , İstanbul ;
Küçücük karıncadan böyle bir sonuç elde edebileceğimi hiç düşünmemiştim.Gerçektende gözle görülür bir etki sağladı daha kullanalı 2 ay olmasına rağmen.

Sevgi F , İzmir ;
Üründen aldım kullandım gerçekten inanılmaz.. Epilasyona felan para vermekten bıkmıştım ve sanırım tamamen kurtulmama çok az kaldı. Teşekkürler

Hale Ö , İstanbul ;
Gerçekten inanılmaz ilk duyduğuma nasıl yaa dediğim birşey karınca yumurtası yağı :) inanamamıştım ama gelin görinki işe yarıyor :)

Burcu L , Ankara ;
Piyasada uzun zamandır arıyordum. Sormadığım yer kalmadı en sonunda burada buldum. Etkisi inanılmaz biraz uzun kullanım gerektiriyor ama bence sonuca değer.

Tarkan K , İstanbul ;
Göğüsümdeki tüylerden rahatsızlık duymaktaydım. Kullanım koşullarındaki gibi kullandım ve etkisini gördüm ilk başta saçma geldi ama diğer çözümlerde hep geçici sonuç vardı . Bu ürünün sonucu inanılmaz. Dikkat etmeniz gereken nokta ise mutlaka sabırlı olmanız…

Mine H , İstanbul ;
Hormonlardan kaynaklanan tüy problemi bende de mevcuttu ne kadar yol denediysem belli bir zaman sonra tekrardan çıkması kadar moral bozucu ve kendimi kötü hissettirici birşey yoktu. Tala kullandığımdan bu yana artık bunları dert etmiyorum. Fakat sabırlı olmanız gerekiyor. Herkesin metabolizması değişik olduğu için etkilerini göstermesi uzun sürüyo..

Nergis M , Adana ;
Uzun zamandır bu yağı bulmak için araştıorma yapıyorum biliyorsunuz büyük şehirlerin dışında bazı ürünleri bulmak zor oluyor. Tıpkı yabancı filmler gibi önce büyüklere geliyor sonra buralara geliyor. İnternetten buldum sizi iyikide bulmuşum. Daha fazla beklememe gerek kalmadı.

Bengü V, İstanbul ;
İnternnette bir çok kadın formunda okuduğum etkilendiğim ve arayıpta bulamadığım bir üründü. Şükür kavuşturana iyiki buldum.

Leman B , İstanbul ;
Aradım aradım aradım ve sonunda buldum. Umarım kadın sitelerinde de anlatıldığı gibi çok etkili bir üründür.

Vedat F , İzmir ;
Arkadaşlar kullanmaya başladım 2 ay oldu muhteşem birşey bu aynen anlatıldığı gibi çok teşekkürler.

Zührevi Hastalıklar ve Deri Sorunları

Çarşamba, Ağustos 12th, 2009

Zührevi hasatlıklar ve deri rahatsızlıkları nelerdir? İşte sivilceden terlemeye, mantar hastalıklarından zührevi rahatsızlıklara kadar pek çok sorunun nedeni ve tedavisi….

DERİ ve ZÜHREVİ HASTALIKLAR

1. Deri Hastalıkları: Deri ve deri üzerindeki oluşumlarda meydana gelen hastalıklar.Yani kafamızdaki saçlardan itibaren ayak ucuna kadar tırnaklar dahil insan vücudunun dış kısmında meydana gelen hastalıklardır.
Bu bölüm her yaşta insanın görünen dış kısım hastalıkları ile ilgilenir.Erkek ve kadın, bebek, çocuk ve erişkin yaşlarda herkesin dış kısmının hastalıklarına bakar, tedavi ile ilgilenir. Ayrıca ağızda aft gibi hastalıklar ile yanak iç kısmında, dudakların iç kısmındaki hastalıklar ile ilgilenir.

2. Zührevi Hastalıklar Bölümü ise: Cinsel ilişki sonunda ortaya çıkan hastalıklar ile ilgilenir. Bu da aynı cins, karşı cins olsun fark etmez.Cinsel temasla ortaya çıkan hastalıklara bakar, gerekli tedaviyi düzenler.

Kontakt Dermatit: Temas ile ortaya çıkan hastalıkların genel adıdır. Yani vücudumuzun dış kısmında deriye temas sonucunda deride meydana gelen allerjik hastalıklardır. Tahriş eden veya deriye temas eden maddenin deride yaptığı allerjik görüntüler, tahriş eden maddenin cinsine göre farklı görünümler arzeder. Bu da tahriş eden maddenin cinsine göre farklı isimlerle anılır. Hepsinde de ortak özellik, deriye temas eden maddeye karşı deride cevap niteliğinde kızarık şişlikler, sulantılı kabarcıklar olur. Bu olaylar tekrarladıkça kabarıklaşmalar, sertlikler, kaşıntılar gittikçe şiddetlenerek ilerler. Bunların tedavisi temas eden maddenin cinsine göre yapılır. Allerjiyi yapan madde araştırılır.Tespit edilince de bu maddelerden uzak durulur. Tedavi düzenlenir.

Mantar Hastalıkları: İnsanda hastalık yapan 4 cins yaratık vardır. Mikroplar, mantarlar, parazitler ve virüs denen canlı yaratıklardır.

Mantarlar: İnsanda hastalık yapan 50’ye yakın çeşidi bulunur.Vücudun her tarafında mantar hastalığı görülebilir.En meşhurları ayak mantarı, kasık mantarı, tırnak mantarlarıdır. Bebeklerde ağızda pamukcuk mantarı daha çok görülür.

Mantarların yerleştiği yere göre ve cinsine göre tedavisi düzenlenir. Bazılarında pansuman tedavisi kafi gelirken, bazılarına ağızdan da takviye gerekebilir.İlgili uzman hastalığın önemine göre bu tedaviyi ayarlar.
Doktorun önerdiği tedavi müddetinden evvel tedaviyi kesmemek hastalığın tedavisi yönünden önemlidir.Bazı tedaviler karaciğer ve böbreklerin kontrolü altında yapılır. Kendiliğinden doktor kontrolü dışında bazı ilaçları kullanmamak lazımdır.

Sedef Hastalığı: Vücudun herhangi bir yerinde kızarık zemin üzerinde beyaz sedefi renkli kabuklu hastalıklardır.

Zaman zaman tekrarlayarak hayat boyu sürebilir.Kesin sebebi belli olmayan hastaklıklardır. Bir kısım irsi olarak görülür.Her yaşta görülür.Daha çok erişkinlerde görülür.

Vücudun her tarafında ve değişik şekillerde görülürler.Daha çok diz-dirseklerde, kalçalarda ve başta görülür.Bazende büklüm yerlerinde de görülür.

Tedavisiz kalan vakalarda parmak eklemlerinde bozukluklar, deride yaygın kızarıklıklar olabilir.Bu yüzden tedavisini ihmal etmemelidir.
Ayrıca önemli olan bir durumda bu hastalığa deri dışında ağızdan veya kalçadan kortizon verilmez.Verilirse önce geçer gibi olur ama daha sonra daha şiddetli ve geniş alanlar halinde görülür.Dermovate gibi kuvvetli kortizonlu merhemler rastgele kullanılmamalıdır.

Kortizonlar doktor kontrolünde kullanılmalıdır.Çünkü fazlası deride incelme, damarlanma, kıllanma ve sivilcelenme de yapar.

Ekzama: Kızarık, içi su dolu kabarcıklı, kaşıntılı, tekrarlayan çeşitli şekil ve büyüklüklerde görülen allerjik deri hastalığıdır. İçerden ve dışardan çeşitli maddelerle ortaya çıkar.
Yaşa göre, mesleğe göre, dışardan etki eden maddelerin cinsine göre, yerleştiği yere göre, yayılışına göre, görüntüsüne göre, süresine göre çeşitli adlarla anılır.Bazen de bünyeden olur. Tedavi olarak uzmanınca allerjiyi yapan madde tespit edilmeye çalışılarak yapılır.

Saç ve kıl dökülmeleri: Saç ve kılların dökülmesi ile ortaya çıkan hastalıklara genel olarak Alopecia (kellik)denir.

Saç ve kıl dökülmeleri doğuştan ve sonradan olabilir.Doğuştan olanlar daha çok ailevidir. Sonradan olanlar ise yaygın ve bölgesel olur.

Yaygın olanlar: Bazı ilaç alımları sonucunda tikleri alanlarda, sürtmelerde, sürtmelerde travmaya bağlı dökülmeler de olabilir.Bazende bazı hastalıklar sonucunda psikolojik bozukluklarda, hazımsızlık, şeker hastalıklarında, kronik hastalıklarda, mikrobik ve mantar hastalıklarında saç dökülmeleri görülebilir.Ayrıca yağlanma ve yaşlanma sonucunda de dökülmeler görülebilir.

Bazı erkeklerde 20 yaşında başlayıp 25 yaşına kadar süren dökülmeler sonucunda dazlaklık olur.Bazı erkeklerde ise yavaş dökülür.35-40 yaşlarına kadar saçlar seyrelir ve durur.

Kadınlarda dazlaklık pek görülmez.Daha çok karşımıza çıkan Alopecia Areata (yalancı saç kıran) denilen yalancı kellikler de görülür.Ancak saçlarda ve sakallarda yuvarlak görülür.Bazen tek bazen birkaç tane. Bu tür dökülmelerde saçlar genellikle birkaç ayda çıkar. Sık tekrarlayabilir.Daha çok moral durumu bozuklukları sonucunda görülür.Tedavisi vakaya göre yapılır.

Saç Ekimi (Saç Transplantasyonu): Başın saçlı alanlarından saçsız alana saç nakli olayına saç ekimi denir.

Saç ekimi başın arka kısmından şerit şeklinde saçlı deri alınır.Bu alınan şeritteki kıllar kökleri ile beraber 1’li, 2’li, 3’lü gruplara ayrılarak başın ön kısmında önceden açılan doku yuvarlarına yerleştirilir. Bu işleme Mikrogref yöntemi denir. Bu metotla bahsedilen bölgeden 1500-2500 civarında kıllar kökleri ile beraber önde ayarlanan saçsız kısma nakledilmiş olur.

Bu işlemden evvel hasta muhakkak muayene edilmeli. Hipertansiyonu, saçlı deri hastalıkları araştırılmalıdır. Ekilme alanlarında herhangi bir hastalığın olması ,saç ekilmesini iptal ettirir. Saçın ön kısmında hafif açılmalar olunca hastalar ekim için müracat etmektedirler. Böyle durumlarda ekim yapılmamalıdır. Çünkü ara ara, bölge bölge ekimler homojenliği ve görünümü bozar saç ekiminden sonra 3 ay kadar yüzeydeki kıllar dökülür. Kıl kökü istirahatte ve toparlanmada kalır.Bu devre sonunda yavaş yavaş büyürler.

İkinci ekim için çoğu çalışmalar 3 aydan evvel yapılmamasını önerirler.Çünkü kıllar ancak 3 aydan itibaren büyümeye başlar.Kıllar büyümeye başlayınca hastaya cesaret gelir.2.ekim ondan sonra rahat yapılır.

Hasta ile bütün ayrıntılar konuşulup hastanın psikolojisi göz önüne alınarak ekim yapılmalıdır.4 ekimden fazla ekim yapılmamalıdır.

Sivilceler: Deride içlerinde cerahat bulunan küçük kabarcıklara sivilce denir. Bunlar daha çok o bölgede herhangi bir nedenden dolayı mikrop yerleşmesi sonucunda olur. Bunlar da büyüklüklerine göre çeşitli isimler alır.Mesela kan çıkanı gibi. Mikropların cinsine ve sivilcelerin görünümüne göre de değişik adlarda anılırlar. Kontrolsüz kaldığında kabuklanma meydana gelir ve giderek ağırlaşır. Onun için hemen doktora gidip tedavisi yapılmalıdır.

Bir de daha çok halk arasında yaygın olarak yüzde görülen sivilceler vardır.Bunların mikroplarla alakası yoktur. Bunlar daha çok ergenlik çağında görüldüğü için ergenlik sivilcesi (AKNE) ismi verilir. Hafif, orta, şiddetli olur. Bazen de kistik görünüm alır.

Bu tür sivilceler daha çok gençlerde görüldüğünden estetik olarak rahatsızlık verirler. Bu yüzden bundan kurtulmak için her çareye başvururlar .Doktora gider 1-2 kullanır, umutsuzlaşır. Başka doktor ve çareler dener.

Dikkat edilecek husus şudur: Hasta bunu bilirse durumunu ona göre ayarlar. Sivilcelerin hemen geçemeyeceğini, birkaç ay sürebileceğini, bunların ancak uzun sürede geçeceğini bilmelidir. Bu yüzden stres yapmamalıdır. Doktor kontrolü altında geçiştirmeli cinsine, şekline göre doktor bunun tedavisini düzenler. Muhakkak doktorun dediklerine uymalıdır. Sivilceleri sıkmaya ve kaşımaya çalışmamalıdır.

Behçet Hastalığı:Ağızda aft, mahrem yerlerinde (genital) yaralar, gözde iltihaplanma olması Behçet hastalığını düşündürür.Daha çok erkeklerde görülür.
Dudaklarda, dilde, yanak iç kısmında, damakta ve boğazda aftlar görülür. Bunlar ağrılıdır.

Genital lezyonlar, ön ve arkada aft benzeri yaralar, gözde ağrı ve ışığa hassasiyet olur.Daha sonra irirtis olur.Tedavi edilmez gecikilirse gözde körlük olabilir.

Bu hastalık zaman zaman tekrarlar. İhmale gelmez. Muhakkak doktor kontrolüne girmelidir.

Uyuz: Kaşıntılı, bulaşıcı bir hastalıktır. Her yaşta ve her insanda görülebilir. Bulaşma genellikle geceleri sıcakta sıkı temasla olur.Ortalama olarak bulaştıktan bir hafta sonra görülmeye başlar.
Parmak araları, avuç içlerinde, bileklerin iç yüzünde, dirseklerde, göbek etrafında, ön-arka mahrem yerlerinde en çok görülür.Bu bölgelerde excorie papüllü, vezikülekrutlu püsküller bulunur.

Muhakkak tedavisi yapılmalıdır.Yapılmadığı takdirde ailenin diğer fertlerinde de görülür.

Pediküloz (BİT): Başta, gövdede ve kasıklarda görülür.Bit ve yumurtaların görülmesi ile teşhis edilir. Kaşıntıya bağlı sivilcelenmeler görülür. Tedavi edilmezse ailenin diğer fertlerinde de görülür.Daha çok kalabalık, toplu yaşanan alanlarda (okul gibi) görülür. Vücut biti yoksullarda, ihtiyarlarda, kasık biti ise daha çok cinsel temasla olur.
Deri Kanserleri (epitelyoma’lar):Bunlar görünümlerine göre çeşitli isim alırlar.Yüzeyel ve deri olurlar.Yüzeyel olanlar pansumanla geçebilir.Derin olanlara ise radyoterapi ve cerrahi çıkarma işlemi uygulanır. Bazı vakalarda ise Elektrokoagülasyon işlemi uygulanır. Bu tip hastalığı olan kimseler güneşte fazla kalmamalı, palyatif dediğimiz halkın arasında söylenen tedavileri uygulamamalı. Mesela kaşığı ısıtıp bastırmamalı, yanmış sigara basmamalı. En iyisi bir cildiye doktoruna giderek hastalığın önemi ve tedavisini istemelidir. En çok yüzde görülürler. Daha çok 40-50 yaştan sonra görülürler. Bazıları yavaş bazıları hızlı gelişir.

Terlemeler: Bunlar yaygın ve bölgesel olurlar.Yaygın terleme streslerde, ilaç kullanımında, enfeksiyonda. Menopozda, şeker düşüklüğünde ve aşırı tiroid faaliyetlerinde görülür.

Tedavide altta yatan sebep araştırılmalıdır.Varsa uygun tedavi verilir. Bulunmazsa tıbbi tedavi veya cerrahi tedavi uygulanır. Son zamanlarda iyontoforez tedavisi de kullanılan metotlar arsına girmiştir. Ucuz olması, pek yan etkisi olmaması tercih nedenleri arasına girmektedir. Seanslar halinde uygulanmaktadır.İnatçı olgularda ise cerrahi girişimler uygulanabilir.

Sir Ağda Hakkında

Çarşamba, Ağustos 12th, 2009

SİR AĞDA İLE İLGİLİ
Sir ağda; çam ağaçlarından toplanan reçinelerin balmumu, bitkisel maddeler ve yağlar ile karıştırılarak bir takım işlemlerden geçirilmesi ile elde edilen kuvvetli bir ağdadır.

SİR AĞDANIN RAF ÖMRÜ
Ağdanın içine su ya da yağ kaçırılmazsa bozulmaz, bu vesile ile raf ömrü yoktur. Çok sıcak havalar ve de güneş altında bırakılırsa akışkan olabilir.

SİR AĞDALARDA AYNI ÜRÜNLERDE FARKLI RENKLER OLMASI
Ton farkı olabilir, reçinenin doğal bir madde olması dolayısı ile farklı yerlerde toplanıldığında ton farkları olabilir. Bu ağdanın bozuk olduğu anlamına gelmez.

HANGİ BÖLGEDE HANGİ AĞDA KULLANILIR
Ağda çeşidini belirlerken sürülecek bölge hassaslaştıkça, ağdanın içerdiği pudra miktarının ya da ağdadan önce sürülecek pudra miktarı artmalıdır. Hassas bölgeler için pudralı ağdalarımız tercih edilmelidir. Ya da pudrasız ağdanın altına bol miktarda pudralama yapılmalıdır.

ROLON AĞDA UYGULANACAK BÖLGELER
100 ml. ürün içerir, komple bir kişi için yeterlidir. İki bacak, iki kol altı, bikini bölgesi ve yüzdür. Konserve ağdalarımız 800 ml. ürün içerir, rolonun 8 mislidir. Bir konserve ağdayla ne kadar ağda yapılacağı kullanıcının spatulaya süreceği miktarıyla ilgili olduğundan değişim gösterebilir.

KARTUŞLARININ TEKRAR DOLUMU
Tek kullanımlıktır, tekrar kullanlmaması gerekir ya da her müşteri için hijyenik olması için yeni kartuş kullanılmalıdır.

HER CİLT TİPİNE SİR AĞDA
Her tür cilde uygulanır. İltihaplı yaralar, açık yaralar, yanık cilt, kesikler, tahriş olmul cilt gibi bölgeler istisnadır.

SİR AĞDA NEREDE UYGULANMAMALI
Göz çevresi, meme uçları, genital bölge.

Tabii bunun dışında deneyebileceğiniz diğer tüy dökme teknikleride vardır.Bu günlerde Bitkisel Çözümler,n revaçta olduğu bilinmektedir. Tala Karınca Yumurtası da bilinen en iyi bitkisel çözümü size sunar…

Istenmeyen Tüylerden Kurtulun

Cumartesi, Ağustos 8th, 2009

Hamilelikte istenmeyen tüylerden kurtulmak için hangi yöntem uygundur?
İğneli epilasyon, lazer epilasyon, ağda, tüy dökücü kremler ya da jilet gibi yöntemlerin sakıncaları var mıdır? Hamilelikte hormon değişimleri karın ve meme başı etrafında tüylenmeye ve diğer istenmeyen tüylerde artışa neden olabilir. Hamilelik nedeniyle karın ya da meme başında oluşan tüyleri cımbız ya da jilet ile almazsanız, bunlar genellikle doğum sonrasında kendiliğinden dökülür. Diğer tüyler için uygulanan yöntemlerin ise çeşitli sakıncaları olabilmekte ya da bazı noktalara dikkat edilmesi gerekmektedir

İğneli epilasyon: Elektroliz

Hamilelik sırasında elektroliz yönteminin güvenilirliğini ortaya koyan araştırmalar mevcut değildir. Fetus üzerindeki etkileri konusunda yeterince bilgi olmayışı nedeniyle uzmanlar hamilelik döneminde elektroliz yönteminden uzak durulmasını tavsiye ediyorlar.Buna rağmen elektroliz yöntemini uygulamaya kararlıysanız, son üç ayda meme etrafına ve karın bölgesine epilasyon yaptırmaktan kaçınmalısınız.

İğneli epilasyonda termoliz ve galvanik olmak üzerekadın iki tür akım kullanılır. Termoliz diaterm, radyo dalgası, kısa dalga veya yüksek frekans olarak da adlandırılabilir. Galvanik kadınelektroliz yönteminde kişi ile cihaz arasında bir elektrik akımı dolaştırılır. Amniyotik sıvı iletken vazifesi diyetgörebileceğinden bu yöntem hamilelikte kullanılmamalıdır. Gebelik döneminde lazerli veya iğneli epilasyon ile kimyasal yöntemlerle yapılan epilasyon yöntemlerini önermiyoruz.

Her durumda iğneli epilasyon uygulamasına başvurmadan önce mutlaka doktorunuza danışmalı ve onun tavsiyeleri doğrultusunda hareket etmelisiniz.

Lazer epilasyon

Lazer epilasyondakadın tüydeki koyu renk pigmentler hedeflenir ve kıl folikülüne termal ve/veya mekanik hasar verilir. Hamilelik sırasında lazer epilasyonun güvenliğini değerlendiren yeterli bilimsel çalışma mevcut değildir. Dolayısıyla, fetus üzerindeki etkileri konusunda yeterince bilgi olmayışı nedeniyle uzmanlar hamilelik döneminde lazer epilasyon yönteminden de uzak durulmasını tavsiye ediyorlar.

Ağda

Hamilelik sırasında cildiniz ağdaya eskisinden daha farklı reaksiyondiyet gösterebilir. Hamilelikte cilt çok daha hassas olabileceği için ağda öncesi ve sonrasında rahatlatıcı bir antiseptik solüsyon kullanılması yanma veya batma hissini azaltabilir. Ayrıca enfeksiyon oluşmasının önlenmesine, tahriş ve kızarıklığın azaltılmasına da yardımcı olabilir.

Kadınlar genellikle ağdayı tüy dökücü kremler veya jilete kıyasla daha uygun ve rahat bulmaktadır. Genel olarak ağdanın hamilelikle ilgili sakıncaları bulunmasa da, sizin hamileliğinize özel bazı durumlar nedeniyle ağda yaptırmaktan kaçınmanız gerekli olabileceğinden, öncelikle doktorunuza danışmanız en doğrusu olacaktır.

Tüy dökücü kremler

Tüy dökücü kremlerin içerdikleri kimyasal maddeler nedeniylediyet hamilelikte kullanımı önerilmemektedir. Bu maddelerin zararlı olduğuna dair bulgular mevcut olmamakla birlikte, zararlı olmadığı da bilimsel çalışmalarla gösterilmemiştir.

Doktorunuza danışarak tüy dökücü krem kullanmaya karar vermeniz durumunda, her tür kozmetik üründe olduğu gibi, tüy dökücü kremlerde de cildinizin nasıl bir reaksiyon vereceğini görmek için önce cildinizin küçük bir bölümünde deneme yapmalısınız. Ancak hem tüy dökücü kremler içindeki kimyasal maddelerin kokusu hamile kadınlar için çok rahatsız edici olabilir, hem de nadir görülen bir alerjik reaksiyona yol açabilir. Bu nedenle bulunduğunuz ortam hem çok iyi havalanan bir ortam olmalı ve kimyasal yanıkların oluşmaması için zamanlamaya çok dikkat etmelisiniz. Bu tür kremlerde önerebileceğimiz ürün size Tala Karınca Yumurtası Yağı olabilir.

Jilet

Hamilelik sırasında uygulaması en kadınrahat yöntem olmasa da, jilet her zaman en ucuz, en kolay seçenektir. Jilet kullanmaya karar verdiyseniz, eşinizin yardımını almanız gerekli olabilir. Cildinizin yumuşak ve esnek olması için her gün E vitamini içeren iyi bir nemlendirici birkadın krem kullanmalısınız

Yüzde ve Vücutta Aşırı Tüylenmenin Nedenleri

Cumartesi, Ağustos 8th, 2009

Androjen erkeklerde daha yüksek düzeylerde olmak üzere, hem erkek hem de kadınlarda bulunan hormonlardır. Androjenler ince, zayıf ve kısa olan tüylerin sert, uzun kıllara dönüşmesine  neden olur. Androjen düzeylerinin yükselmesine ve bunun sonucu olarak da tüylenmeye neden olan bu durumları
şöyle sıralayabiliriz;

Menopoz: Bu dönemde yumurtalıklardan östrojen (kadınlık hormonu) sentezi azaldığı halde androjen sentezi devam eder, buna bağlı olarak kıllanma görülebilir.
Genetik: Annesinde veya büyükannesinde aşırı tüylenme olan kişilerde aynı hastalığın görülme olasılığı fazladır.
İlacın Etkileri: Erkeklik hormonları veya androjenlik özellikler gösteren ilaçlar alan kişilerde aşırı tüylenme görülebilir.
Polikistik Over Hastalığı: Bu hastalıkta yumurtalıklarda bir çok kist oluşur ve erkeklik hormonları fazla üretilir. Hastalarda aşırı tüylenme, düzensiz yumurtalama, adet düzensizlikleri, kısırlık ve şişmanlık görülür.
Yumurtalık Tümörleri: Nadir görülen ve androjen salgılayan tümörler de aşırı
tüylenmeye neden olur.
Böbrek Üstü (adrenal)Bezleri: Androjenler böbrek üstü bezinde üretilir. Bu böbrek üstü bezlerin büyümesi fazla androjen üretilmesine ve aşırı tüylenmeye neden olur.

Aşırı Kıllanmanın Tedavisi: Görüldüğü üzere pek çok sebepten kaynaklanabilen aşırı tüylenmenin tedavi edilebilmesi için öncelikle gerçek nedeninin belirlenmesi  gerekir. Dr.Taşdemir bunun için yapılan hormon testleriyle kandaki androjen ve diğer hormon seviyelerinin belirlendiğini,ayrıca yapılan ultrason  incelemesi ve özel radyolojik incelemelerle yumurtalık veya böbrek üstü bezlerindeki tümörlerin tespit edildiği belirtiliyor.

Aşırı kıllanmanın tedavisinde tıbbi tedavinin yanı sıra kozmetik tedavinin de şart olduğunu vurgulayan Op. Dr . Murat Taşdemir,konuyla ilgili olarak şu bilgileri veriyor;

Kozmetik Tedavi: Tüy dökücü kimyasalların kullanımı, ağda, traş gibi yöntemlerle geçici olarak bu tüylerden kurtulmak mümkündür. Epilasyon kalıcı sonuç veren yöntemlerden biridir. Hormon tedavisi görecek kişilerin epilasyonu bu tedavisi görecek  kişilerin epilasyonu bu tedaviye eklenmesi uygun olur.

Tıbbi Tedavi: Aşırı  tüylenmenin tedavisinde en sık kullanılan ilaçlar doğum kontol haplarıdır. Bu haplardaki ösrojenler karaciğerde androjenlere bağlanarak onların etkisini azaltır. Diğer bir ilaç olan Spiranolakton androjenlerin ciltteki etkisini engeller.Böbrek üstü bezlerinin hastalıklarına bağlı aşırı tüylenmenin tedavisinde kortizon kullanılır. Son yıllarda GnRH analogları denilen bir grup ilaç ile yumurtalıklardan androjen salınımı engellenerek aşırı tüylenme tedavi edilmektedir.Hormon tedavisiyle yeni tüy çıkması engellenir. Önceden çıkan tüyler hormon tedavisile dökülmez. Tedavinin bitiminden sonra epilasyon uygulanarak yok edilebilir. Hormon  tedavisine başlandıktan sonra ortalama 1_2 yıl sonra ilacın dozu azaltılarak tüylenmenin tekrarlayıp tekrarlanmadığı tespit edilir. Gerekirse ilaca uzun süre devam edilir.

Bunun yanında her gün düzenli olarak kullanılan Tala Karınca Yumurtası Yağı etkisini en kısa zamanda gösterecektir.

Aşırı Tüylenme Neden Kaynaklanıyor ? Çözümü Var Mı?

Cumartesi, Ağustos 8th, 2009

Adet kanamalarının başlamasıyla genç bir kızın vücudunda hormonlara bağlı ve kadına özgü değişiklikler olur. Sağlıklı bir hormonal yapı için beyindeki merkezler,yumurtalıklar,tiroid ve böbrek üstü bezlerinin uyum içinde çalışması gerekir. Aşırı tüylenme yüz, göğüs, karın, sırt, kol ve bacakların üst kısmında uzun, kalın ve sert tüylerin çıkmasıdır. Bu durum kozmetik bir problemin yanında bir hormonal düzensizliği de gösterir.”

Normal Kıl Büyümesi:
Her kıl derinin altında folikül adı verilen kökten büyür ve kıl, derinin üzerinde kalan kısmı alınsa da kökü durduğu sürece büyümeye devam eder. İnsan vücudunda doğduğunda yaklaşık 50 milyon kıl kökü bulunur. Erişkinlerde iki tip kıl vardır, bunlardan birincisi bir çok kadının yüzünde, göğüslerinde ve sırtında bulunan ince, renksiz  olan kıllardır. İkinci tür ise hem kadın hem de erkeklerin başında, koltuk altında ve cinsel bölgelerinde bulunan
sert, uzun ve koyu renkli kıllardır. Dirsekten ele kadar olan bölümdeki ve bacakların dizden aşağısındaki kılların sayısı kişilerin hormonal durumundan bağımsızdır ve bu bölgelerdeki aşırı kıllanma hastalık değildir.

Bunun yanında her gün düzenli olarak kullanılan Tala Karınca Yumurtası Yağı etkisini en kısa zamanda gösterecektir.

Tanı ve Tedavi İşlemleri

Cumartesi, Ağustos 8th, 2009

tüylenme her zaman ciddiye alınması gereken bir durumdur. Yapılan tıbbi değerlendirme sonrasında yapılacak ilk ayrım hormon seviyelerinin yüksek olup olmadığı, seviyelerin yüksek olması durumunda bu yüksekliğin kaynağıdır (yumurtalık veya böbreküstü bezi veya çok ender görülen diğer kaynaklar).

Hormon seviyelerinin normal olması sıklıkla rastlanan bir durumdur ve bu durumda belirtiyi oratadan kaldırmaya yönelik çeşitli ilaçlar veya tüy giderici yöntemler kullanılır.

Hormon seviyelerinin yüksek olması durumunda kaynağı baskılayıcı hormonal tedavi yöntemleri uygulanır. Üretime başlamış kıl köklerinin üretimini kesmek zor olduğundan bu tedavi ancak yeni kılların çıkmasını engelleyebilir.


Tüylenme Neden Olur?

Cumartesi, Ağustos 8th, 2009

Herhangi bir nedenle “erkeklik hormonlarının” salgısı arttığında kana daha fazla hormon geçer ve kıl köklerine daha fazla hormon ulaşır. Fazladan ulaşan bu hormon kadınlarda normalde istirahat halinde olan erkek tipi kıl bölgelerinde kıl üretiminin artmasına neden olur ve hormon üretiminin derecesine göre hafif veya şiddetli tüylenme belirtileri ortaya çıkar. Kadınların erkeklik hormonlarının fazlasına hassas olan cilt bölgelerinde kıl üretimi artışı dışında diğer bir sorun da yağ üretiminin artması nedeniyle ortaya çıkan sivilcelenme sorunudur.

Erkeklik hormonları istirahat halinde olan kıl köklerini uyardığında oluşan kıllar koyu ve serttir ve bir kez üretim yapmaya başlayan kıl kökü bu üretimini durmaksızın sürdürür.

Kadında erkeklik hormonu üretimini artıran durumlar arasında en sık görüleni polikistik overdir. Yumurtlama bozukluğu zemininde gelişen bu durumda yumurtalıklardan fazla miktarlarda erkeklik hormonu salgısı olur ve adet düzensizliğine ek olarak sıklıkla tüylenme belirtileri ortaya çıkar.

Hormon üretimini artıran ve nispeten ender görülen durumlar böbreküstü bezinin genellikle kalıtsal olan bozukluklarıdır.

Bazı tiroid bezi hastalıkları, hipofiz bezi hastalıkları ve hormon salgısı yapan kist veya kitleler de kadında tüylenme sorunu yapabilirler.