Karinca Yumurtasi Yagi | En Etkili Tuy Dokucu

Posts Tagged ‘tala mucizesi’

Cilt Temizliğinin Püf Noktaları

Çarşamba, Ağustos 19th, 2009

Cilt Temizliğinin Püf Noktaları

İyi bir yüz temizliği, ciltteki yağın kirlenen kısmını ve fazlasını arındırmalı ancak tümünü silip süpürmemelidir.
Bütün bir yıl yaz mevsimini bekliyoruz. Ama hepsi iki aydan ibaret ve hemen geçip gidiyor. Eylül ayını yarıladık bile! Havada tatlı bir serinlik ve rüzgar hakim. Yağmur ise yağdı yağacak. Sonbahar evimize ve kendimize döndüğümüz bir mevsim. Zaten sıcaktan kaçmaya çabaladığımız hareketli bir dönemden sonra, biraz dinginliğe ve bakıma ihtiyacımız var. Şimdi sağlık sorunlarımızla ilgilenmenin, yavaş yavaş cildimizi ve yıpranan saçlarımızı toparlamanın zamanı geldi. Güneşin pırıltısı biraz daha azalınca derin bakımlara geçebiliriz.

CİLDİNİZİ TEMİZLEYİN

Eylül başı temizlik dönemidir. Bir seyahatten sonra eve döndüğünüzde ne yaparsınız? Önce evinizi toparlar ardından valizlerinizi boşaltıp son olarak da çamaşırlarınızı yıkarsınız. Bunlar, cildimiz için de geçerlidir. Cilt bakımında ilk adım, günlük temizliktir. Her sabah ve her akşam olmak üzere, günde iki defa cildimizi özenle temizlemeli ve tonikle silmeliyiz. Ardından nemlendiricimizi sürebiliriz. Birçok insan makyaj yapmayı ihmal etmez ancak cilt temizliğine gereken özeni göstermez. Oysa makyaj yapılsa da yapılmasa da, yüzünüzün düzenli olarak günlük birikimlerden arındırılması gerekiyor.

KURU CİLTLERE KREM

Yağlı ciltlerde jeller ve losyonlar, kuru ciltlerde kremler tercih edilir. Bu tip ürünlere, genel olarak “temizleme sütü” adı verilir. Bu tip temizleyiciler, özellikle kıl köklerinde bulunan sertleşmiş sebumun (cildin yağ salgısı) ve sebuma bulaşmış olan kir ve makyaj artıklarının temizlenmesinde çok etkilidir. Bu açıdan derin bir temizlik sağlarlar. Temizleme kremlerinde daha fazla yağ (%40-50) losyonlarda ise daha az yağ (%10-25) bulunur. Yağlar, ciltteki yağı (sebum, yağ ve makyaj artıkları), su ise suda eriyebilen maddeleri çözer. Kir ve keratin pulları gibi eriyemeyen maddeler ise tonikli pamukla silinerek temizlenir. Göz çevresindeki deri çok hassastır.Tala Bu nedenle daima özel bir temizleyici tercih edilmeli ve göz çevresine çok nazik davranılmalıdır.

MİKROFİBER KUMAŞLAR

Cilt temizliği veya hafif peeling için özel olarak imal edilen mikrofiber kumaşlar ve eldivenler oldukça etkili bir şekilde temizliği tamamlarlar. Onları sadece su ile ıslatarak kullanırsanız, daha önce özenle temizlediğiniz yüzünüzden hala kir çıktığını fark edersiniz. İçinde hiçbir kimyasal olmadığı için en hassas ciltlere bile uygulanabilir. Her yerde bulunmuyor ama rastlarsanız hem yüzünüze hem de vücudunuza uygulayabilirsiniz.

TONİK TEMİZLİĞİ ÖNEMLİ

Cildin günlük bakımı yapılırken ikinci adım, kalan son artıkları arındıran ve gözenekleri sıkıştırmaya yarayan tonik uygulamasıdır. Temizleme kremleri ve losyonlar, sabunlar ve jeller ciltteki yağı ve suda eriyebilen maddeleri çözdükten sonra, kir ve keratin pulları gibi eriyemeyen maddeler tonikle silinerek temizlenir.Tala Tonik, özel bir solüsyondur. Genellikle su ve alkol ile hazırlanır. Bazı toniklerde salisilik asit, portakal çiçeği kolonyası, gül suyu veya daha farklı maddeler de kullanılır. Tonik seçerken alkolsüz olanları tercih edin. Sade gül suyu ve maden sodası gayet iyi toniklerdir.

GÖZENEKLERİ TEMİZLEYİN

Gözeneklerin sıkışması aslında hatalı bir ifadedir. Çünkü gözeneklerin kas yapısı yoktur. Bu nedenle de açılıp kapanması veya sıkışıp gevşemesi söz konusu değildir. Ancak biriken kirler ciltteki gözenekleri tıkayarak zorlar ve genişlemesine yol açar. Tonikler bunları temizlediği için gözenekler tekrar normal boyutlarına dönerler. Tonikler düzenli olarak kullanıldığında gözeneklerin açılmasına pek fırsat kalmaz. Öte yandan, toniklerin içinde bulunan maddeler cildi biraz tahriş ettiği için dokular hafifçe şişer. Bu tepki gözenekleri geçici bir süre için sıkıştırır. Tabii bu yapısal bir değişiklik değildir, kısa süreli bir toparlanmadır.

Bunun yanınıda kullanacağınız Tala Karınca Yumurtası ise sizi hem zamandan tasarruf etmenize hemde daha kolay ve rahat tüylerden kurtulmanızı sağlar…

Zührevi Hastalıklar ve Deri Sorunları

Çarşamba, Ağustos 12th, 2009

Zührevi hasatlıklar ve deri rahatsızlıkları nelerdir? İşte sivilceden terlemeye, mantar hastalıklarından zührevi rahatsızlıklara kadar pek çok sorunun nedeni ve tedavisi….

DERİ ve ZÜHREVİ HASTALIKLAR

1. Deri Hastalıkları: Deri ve deri üzerindeki oluşumlarda meydana gelen hastalıklar.Yani kafamızdaki saçlardan itibaren ayak ucuna kadar tırnaklar dahil insan vücudunun dış kısmında meydana gelen hastalıklardır.
Bu bölüm her yaşta insanın görünen dış kısım hastalıkları ile ilgilenir.Erkek ve kadın, bebek, çocuk ve erişkin yaşlarda herkesin dış kısmının hastalıklarına bakar, tedavi ile ilgilenir. Ayrıca ağızda aft gibi hastalıklar ile yanak iç kısmında, dudakların iç kısmındaki hastalıklar ile ilgilenir.

2. Zührevi Hastalıklar Bölümü ise: Cinsel ilişki sonunda ortaya çıkan hastalıklar ile ilgilenir. Bu da aynı cins, karşı cins olsun fark etmez.Cinsel temasla ortaya çıkan hastalıklara bakar, gerekli tedaviyi düzenler.

Kontakt Dermatit: Temas ile ortaya çıkan hastalıkların genel adıdır. Yani vücudumuzun dış kısmında deriye temas sonucunda deride meydana gelen allerjik hastalıklardır. Tahriş eden veya deriye temas eden maddenin deride yaptığı allerjik görüntüler, tahriş eden maddenin cinsine göre farklı görünümler arzeder. Bu da tahriş eden maddenin cinsine göre farklı isimlerle anılır. Hepsinde de ortak özellik, deriye temas eden maddeye karşı deride cevap niteliğinde kızarık şişlikler, sulantılı kabarcıklar olur. Bu olaylar tekrarladıkça kabarıklaşmalar, sertlikler, kaşıntılar gittikçe şiddetlenerek ilerler. Bunların tedavisi temas eden maddenin cinsine göre yapılır. Allerjiyi yapan madde araştırılır.Tespit edilince de bu maddelerden uzak durulur. Tedavi düzenlenir.

Mantar Hastalıkları: İnsanda hastalık yapan 4 cins yaratık vardır. Mikroplar, mantarlar, parazitler ve virüs denen canlı yaratıklardır.

Mantarlar: İnsanda hastalık yapan 50’ye yakın çeşidi bulunur.Vücudun her tarafında mantar hastalığı görülebilir.En meşhurları ayak mantarı, kasık mantarı, tırnak mantarlarıdır. Bebeklerde ağızda pamukcuk mantarı daha çok görülür.

Mantarların yerleştiği yere göre ve cinsine göre tedavisi düzenlenir. Bazılarında pansuman tedavisi kafi gelirken, bazılarına ağızdan da takviye gerekebilir.İlgili uzman hastalığın önemine göre bu tedaviyi ayarlar.
Doktorun önerdiği tedavi müddetinden evvel tedaviyi kesmemek hastalığın tedavisi yönünden önemlidir.Bazı tedaviler karaciğer ve böbreklerin kontrolü altında yapılır. Kendiliğinden doktor kontrolü dışında bazı ilaçları kullanmamak lazımdır.

Sedef Hastalığı: Vücudun herhangi bir yerinde kızarık zemin üzerinde beyaz sedefi renkli kabuklu hastalıklardır.

Zaman zaman tekrarlayarak hayat boyu sürebilir.Kesin sebebi belli olmayan hastaklıklardır. Bir kısım irsi olarak görülür.Her yaşta görülür.Daha çok erişkinlerde görülür.

Vücudun her tarafında ve değişik şekillerde görülürler.Daha çok diz-dirseklerde, kalçalarda ve başta görülür.Bazende büklüm yerlerinde de görülür.

Tedavisiz kalan vakalarda parmak eklemlerinde bozukluklar, deride yaygın kızarıklıklar olabilir.Bu yüzden tedavisini ihmal etmemelidir.
Ayrıca önemli olan bir durumda bu hastalığa deri dışında ağızdan veya kalçadan kortizon verilmez.Verilirse önce geçer gibi olur ama daha sonra daha şiddetli ve geniş alanlar halinde görülür.Dermovate gibi kuvvetli kortizonlu merhemler rastgele kullanılmamalıdır.

Kortizonlar doktor kontrolünde kullanılmalıdır.Çünkü fazlası deride incelme, damarlanma, kıllanma ve sivilcelenme de yapar.

Ekzama: Kızarık, içi su dolu kabarcıklı, kaşıntılı, tekrarlayan çeşitli şekil ve büyüklüklerde görülen allerjik deri hastalığıdır. İçerden ve dışardan çeşitli maddelerle ortaya çıkar.
Yaşa göre, mesleğe göre, dışardan etki eden maddelerin cinsine göre, yerleştiği yere göre, yayılışına göre, görüntüsüne göre, süresine göre çeşitli adlarla anılır.Bazen de bünyeden olur. Tedavi olarak uzmanınca allerjiyi yapan madde tespit edilmeye çalışılarak yapılır.

Saç ve kıl dökülmeleri: Saç ve kılların dökülmesi ile ortaya çıkan hastalıklara genel olarak Alopecia (kellik)denir.

Saç ve kıl dökülmeleri doğuştan ve sonradan olabilir.Doğuştan olanlar daha çok ailevidir. Sonradan olanlar ise yaygın ve bölgesel olur.

Yaygın olanlar: Bazı ilaç alımları sonucunda tikleri alanlarda, sürtmelerde, sürtmelerde travmaya bağlı dökülmeler de olabilir.Bazende bazı hastalıklar sonucunda psikolojik bozukluklarda, hazımsızlık, şeker hastalıklarında, kronik hastalıklarda, mikrobik ve mantar hastalıklarında saç dökülmeleri görülebilir.Ayrıca yağlanma ve yaşlanma sonucunda de dökülmeler görülebilir.

Bazı erkeklerde 20 yaşında başlayıp 25 yaşına kadar süren dökülmeler sonucunda dazlaklık olur.Bazı erkeklerde ise yavaş dökülür.35-40 yaşlarına kadar saçlar seyrelir ve durur.

Kadınlarda dazlaklık pek görülmez.Daha çok karşımıza çıkan Alopecia Areata (yalancı saç kıran) denilen yalancı kellikler de görülür.Ancak saçlarda ve sakallarda yuvarlak görülür.Bazen tek bazen birkaç tane. Bu tür dökülmelerde saçlar genellikle birkaç ayda çıkar. Sık tekrarlayabilir.Daha çok moral durumu bozuklukları sonucunda görülür.Tedavisi vakaya göre yapılır.

Saç Ekimi (Saç Transplantasyonu): Başın saçlı alanlarından saçsız alana saç nakli olayına saç ekimi denir.

Saç ekimi başın arka kısmından şerit şeklinde saçlı deri alınır.Bu alınan şeritteki kıllar kökleri ile beraber 1’li, 2’li, 3’lü gruplara ayrılarak başın ön kısmında önceden açılan doku yuvarlarına yerleştirilir. Bu işleme Mikrogref yöntemi denir. Bu metotla bahsedilen bölgeden 1500-2500 civarında kıllar kökleri ile beraber önde ayarlanan saçsız kısma nakledilmiş olur.

Bu işlemden evvel hasta muhakkak muayene edilmeli. Hipertansiyonu, saçlı deri hastalıkları araştırılmalıdır. Ekilme alanlarında herhangi bir hastalığın olması ,saç ekilmesini iptal ettirir. Saçın ön kısmında hafif açılmalar olunca hastalar ekim için müracat etmektedirler. Böyle durumlarda ekim yapılmamalıdır. Çünkü ara ara, bölge bölge ekimler homojenliği ve görünümü bozar saç ekiminden sonra 3 ay kadar yüzeydeki kıllar dökülür. Kıl kökü istirahatte ve toparlanmada kalır.Bu devre sonunda yavaş yavaş büyürler.

İkinci ekim için çoğu çalışmalar 3 aydan evvel yapılmamasını önerirler.Çünkü kıllar ancak 3 aydan itibaren büyümeye başlar.Kıllar büyümeye başlayınca hastaya cesaret gelir.2.ekim ondan sonra rahat yapılır.

Hasta ile bütün ayrıntılar konuşulup hastanın psikolojisi göz önüne alınarak ekim yapılmalıdır.4 ekimden fazla ekim yapılmamalıdır.

Sivilceler: Deride içlerinde cerahat bulunan küçük kabarcıklara sivilce denir. Bunlar daha çok o bölgede herhangi bir nedenden dolayı mikrop yerleşmesi sonucunda olur. Bunlar da büyüklüklerine göre çeşitli isimler alır.Mesela kan çıkanı gibi. Mikropların cinsine ve sivilcelerin görünümüne göre de değişik adlarda anılırlar. Kontrolsüz kaldığında kabuklanma meydana gelir ve giderek ağırlaşır. Onun için hemen doktora gidip tedavisi yapılmalıdır.

Bir de daha çok halk arasında yaygın olarak yüzde görülen sivilceler vardır.Bunların mikroplarla alakası yoktur. Bunlar daha çok ergenlik çağında görüldüğü için ergenlik sivilcesi (AKNE) ismi verilir. Hafif, orta, şiddetli olur. Bazen de kistik görünüm alır.

Bu tür sivilceler daha çok gençlerde görüldüğünden estetik olarak rahatsızlık verirler. Bu yüzden bundan kurtulmak için her çareye başvururlar .Doktora gider 1-2 kullanır, umutsuzlaşır. Başka doktor ve çareler dener.

Dikkat edilecek husus şudur: Hasta bunu bilirse durumunu ona göre ayarlar. Sivilcelerin hemen geçemeyeceğini, birkaç ay sürebileceğini, bunların ancak uzun sürede geçeceğini bilmelidir. Bu yüzden stres yapmamalıdır. Doktor kontrolü altında geçiştirmeli cinsine, şekline göre doktor bunun tedavisini düzenler. Muhakkak doktorun dediklerine uymalıdır. Sivilceleri sıkmaya ve kaşımaya çalışmamalıdır.

Behçet Hastalığı:Ağızda aft, mahrem yerlerinde (genital) yaralar, gözde iltihaplanma olması Behçet hastalığını düşündürür.Daha çok erkeklerde görülür.
Dudaklarda, dilde, yanak iç kısmında, damakta ve boğazda aftlar görülür. Bunlar ağrılıdır.

Genital lezyonlar, ön ve arkada aft benzeri yaralar, gözde ağrı ve ışığa hassasiyet olur.Daha sonra irirtis olur.Tedavi edilmez gecikilirse gözde körlük olabilir.

Bu hastalık zaman zaman tekrarlar. İhmale gelmez. Muhakkak doktor kontrolüne girmelidir.

Uyuz: Kaşıntılı, bulaşıcı bir hastalıktır. Her yaşta ve her insanda görülebilir. Bulaşma genellikle geceleri sıcakta sıkı temasla olur.Ortalama olarak bulaştıktan bir hafta sonra görülmeye başlar.
Parmak araları, avuç içlerinde, bileklerin iç yüzünde, dirseklerde, göbek etrafında, ön-arka mahrem yerlerinde en çok görülür.Bu bölgelerde excorie papüllü, vezikülekrutlu püsküller bulunur.

Muhakkak tedavisi yapılmalıdır.Yapılmadığı takdirde ailenin diğer fertlerinde de görülür.

Pediküloz (BİT): Başta, gövdede ve kasıklarda görülür.Bit ve yumurtaların görülmesi ile teşhis edilir. Kaşıntıya bağlı sivilcelenmeler görülür. Tedavi edilmezse ailenin diğer fertlerinde de görülür.Daha çok kalabalık, toplu yaşanan alanlarda (okul gibi) görülür. Vücut biti yoksullarda, ihtiyarlarda, kasık biti ise daha çok cinsel temasla olur.
Deri Kanserleri (epitelyoma’lar):Bunlar görünümlerine göre çeşitli isim alırlar.Yüzeyel ve deri olurlar.Yüzeyel olanlar pansumanla geçebilir.Derin olanlara ise radyoterapi ve cerrahi çıkarma işlemi uygulanır. Bazı vakalarda ise Elektrokoagülasyon işlemi uygulanır. Bu tip hastalığı olan kimseler güneşte fazla kalmamalı, palyatif dediğimiz halkın arasında söylenen tedavileri uygulamamalı. Mesela kaşığı ısıtıp bastırmamalı, yanmış sigara basmamalı. En iyisi bir cildiye doktoruna giderek hastalığın önemi ve tedavisini istemelidir. En çok yüzde görülürler. Daha çok 40-50 yaştan sonra görülürler. Bazıları yavaş bazıları hızlı gelişir.

Terlemeler: Bunlar yaygın ve bölgesel olurlar.Yaygın terleme streslerde, ilaç kullanımında, enfeksiyonda. Menopozda, şeker düşüklüğünde ve aşırı tiroid faaliyetlerinde görülür.

Tedavide altta yatan sebep araştırılmalıdır.Varsa uygun tedavi verilir. Bulunmazsa tıbbi tedavi veya cerrahi tedavi uygulanır. Son zamanlarda iyontoforez tedavisi de kullanılan metotlar arsına girmiştir. Ucuz olması, pek yan etkisi olmaması tercih nedenleri arasına girmektedir. Seanslar halinde uygulanmaktadır.İnatçı olgularda ise cerrahi girişimler uygulanabilir.

Sir Ağda Hakkında

Çarşamba, Ağustos 12th, 2009

SİR AĞDA İLE İLGİLİ
Sir ağda; çam ağaçlarından toplanan reçinelerin balmumu, bitkisel maddeler ve yağlar ile karıştırılarak bir takım işlemlerden geçirilmesi ile elde edilen kuvvetli bir ağdadır.

SİR AĞDANIN RAF ÖMRÜ
Ağdanın içine su ya da yağ kaçırılmazsa bozulmaz, bu vesile ile raf ömrü yoktur. Çok sıcak havalar ve de güneş altında bırakılırsa akışkan olabilir.

SİR AĞDALARDA AYNI ÜRÜNLERDE FARKLI RENKLER OLMASI
Ton farkı olabilir, reçinenin doğal bir madde olması dolayısı ile farklı yerlerde toplanıldığında ton farkları olabilir. Bu ağdanın bozuk olduğu anlamına gelmez.

HANGİ BÖLGEDE HANGİ AĞDA KULLANILIR
Ağda çeşidini belirlerken sürülecek bölge hassaslaştıkça, ağdanın içerdiği pudra miktarının ya da ağdadan önce sürülecek pudra miktarı artmalıdır. Hassas bölgeler için pudralı ağdalarımız tercih edilmelidir. Ya da pudrasız ağdanın altına bol miktarda pudralama yapılmalıdır.

ROLON AĞDA UYGULANACAK BÖLGELER
100 ml. ürün içerir, komple bir kişi için yeterlidir. İki bacak, iki kol altı, bikini bölgesi ve yüzdür. Konserve ağdalarımız 800 ml. ürün içerir, rolonun 8 mislidir. Bir konserve ağdayla ne kadar ağda yapılacağı kullanıcının spatulaya süreceği miktarıyla ilgili olduğundan değişim gösterebilir.

KARTUŞLARININ TEKRAR DOLUMU
Tek kullanımlıktır, tekrar kullanlmaması gerekir ya da her müşteri için hijyenik olması için yeni kartuş kullanılmalıdır.

HER CİLT TİPİNE SİR AĞDA
Her tür cilde uygulanır. İltihaplı yaralar, açık yaralar, yanık cilt, kesikler, tahriş olmul cilt gibi bölgeler istisnadır.

SİR AĞDA NEREDE UYGULANMAMALI
Göz çevresi, meme uçları, genital bölge.

Tabii bunun dışında deneyebileceğiniz diğer tüy dökme teknikleride vardır.Bu günlerde Bitkisel Çözümler,n revaçta olduğu bilinmektedir. Tala Karınca Yumurtası da bilinen en iyi bitkisel çözümü size sunar…

Yüzde ve Vücutta Aşırı Tüylenmenin Nedenleri

Cumartesi, Ağustos 8th, 2009

Androjen erkeklerde daha yüksek düzeylerde olmak üzere, hem erkek hem de kadınlarda bulunan hormonlardır. Androjenler ince, zayıf ve kısa olan tüylerin sert, uzun kıllara dönüşmesine  neden olur. Androjen düzeylerinin yükselmesine ve bunun sonucu olarak da tüylenmeye neden olan bu durumları
şöyle sıralayabiliriz;

Menopoz: Bu dönemde yumurtalıklardan östrojen (kadınlık hormonu) sentezi azaldığı halde androjen sentezi devam eder, buna bağlı olarak kıllanma görülebilir.
Genetik: Annesinde veya büyükannesinde aşırı tüylenme olan kişilerde aynı hastalığın görülme olasılığı fazladır.
İlacın Etkileri: Erkeklik hormonları veya androjenlik özellikler gösteren ilaçlar alan kişilerde aşırı tüylenme görülebilir.
Polikistik Over Hastalığı: Bu hastalıkta yumurtalıklarda bir çok kist oluşur ve erkeklik hormonları fazla üretilir. Hastalarda aşırı tüylenme, düzensiz yumurtalama, adet düzensizlikleri, kısırlık ve şişmanlık görülür.
Yumurtalık Tümörleri: Nadir görülen ve androjen salgılayan tümörler de aşırı
tüylenmeye neden olur.
Böbrek Üstü (adrenal)Bezleri: Androjenler böbrek üstü bezinde üretilir. Bu böbrek üstü bezlerin büyümesi fazla androjen üretilmesine ve aşırı tüylenmeye neden olur.

Aşırı Kıllanmanın Tedavisi: Görüldüğü üzere pek çok sebepten kaynaklanabilen aşırı tüylenmenin tedavi edilebilmesi için öncelikle gerçek nedeninin belirlenmesi  gerekir. Dr.Taşdemir bunun için yapılan hormon testleriyle kandaki androjen ve diğer hormon seviyelerinin belirlendiğini,ayrıca yapılan ultrason  incelemesi ve özel radyolojik incelemelerle yumurtalık veya böbrek üstü bezlerindeki tümörlerin tespit edildiği belirtiliyor.

Aşırı kıllanmanın tedavisinde tıbbi tedavinin yanı sıra kozmetik tedavinin de şart olduğunu vurgulayan Op. Dr . Murat Taşdemir,konuyla ilgili olarak şu bilgileri veriyor;

Kozmetik Tedavi: Tüy dökücü kimyasalların kullanımı, ağda, traş gibi yöntemlerle geçici olarak bu tüylerden kurtulmak mümkündür. Epilasyon kalıcı sonuç veren yöntemlerden biridir. Hormon tedavisi görecek kişilerin epilasyonu bu tedavisi görecek  kişilerin epilasyonu bu tedaviye eklenmesi uygun olur.

Tıbbi Tedavi: Aşırı  tüylenmenin tedavisinde en sık kullanılan ilaçlar doğum kontol haplarıdır. Bu haplardaki ösrojenler karaciğerde androjenlere bağlanarak onların etkisini azaltır. Diğer bir ilaç olan Spiranolakton androjenlerin ciltteki etkisini engeller.Böbrek üstü bezlerinin hastalıklarına bağlı aşırı tüylenmenin tedavisinde kortizon kullanılır. Son yıllarda GnRH analogları denilen bir grup ilaç ile yumurtalıklardan androjen salınımı engellenerek aşırı tüylenme tedavi edilmektedir.Hormon tedavisiyle yeni tüy çıkması engellenir. Önceden çıkan tüyler hormon tedavisile dökülmez. Tedavinin bitiminden sonra epilasyon uygulanarak yok edilebilir. Hormon  tedavisine başlandıktan sonra ortalama 1_2 yıl sonra ilacın dozu azaltılarak tüylenmenin tekrarlayıp tekrarlanmadığı tespit edilir. Gerekirse ilaca uzun süre devam edilir.

Bunun yanında her gün düzenli olarak kullanılan Tala Karınca Yumurtası Yağı etkisini en kısa zamanda gösterecektir.

Tüylenme Neden Olur?

Cumartesi, Ağustos 8th, 2009

Herhangi bir nedenle “erkeklik hormonlarının” salgısı arttığında kana daha fazla hormon geçer ve kıl köklerine daha fazla hormon ulaşır. Fazladan ulaşan bu hormon kadınlarda normalde istirahat halinde olan erkek tipi kıl bölgelerinde kıl üretiminin artmasına neden olur ve hormon üretiminin derecesine göre hafif veya şiddetli tüylenme belirtileri ortaya çıkar. Kadınların erkeklik hormonlarının fazlasına hassas olan cilt bölgelerinde kıl üretimi artışı dışında diğer bir sorun da yağ üretiminin artması nedeniyle ortaya çıkan sivilcelenme sorunudur.

Erkeklik hormonları istirahat halinde olan kıl köklerini uyardığında oluşan kıllar koyu ve serttir ve bir kez üretim yapmaya başlayan kıl kökü bu üretimini durmaksızın sürdürür.

Kadında erkeklik hormonu üretimini artıran durumlar arasında en sık görüleni polikistik overdir. Yumurtlama bozukluğu zemininde gelişen bu durumda yumurtalıklardan fazla miktarlarda erkeklik hormonu salgısı olur ve adet düzensizliğine ek olarak sıklıkla tüylenme belirtileri ortaya çıkar.

Hormon üretimini artıran ve nispeten ender görülen durumlar böbreküstü bezinin genellikle kalıtsal olan bozukluklarıdır.

Bazı tiroid bezi hastalıkları, hipofiz bezi hastalıkları ve hormon salgısı yapan kist veya kitleler de kadında tüylenme sorunu yapabilirler.

Kıllar Hakkında Genel Bilgiler

Cumartesi, Ağustos 8th, 2009

Vücudumuzu kaplayan kıllar kıl kökü adı verilen yapının bir ürünüdür. Vücudumuzdaki kılların dağılımı ve yoğunluğu genetik olarak belirlenmiştir ve ayak tabanı, avuç içi gibi bölgeler hariç vücudumuzu kaplayan cildimizin tüm alanlarında kıl kökleri mevcuttur. Bu kıl köklerinin bazıları gözle görülmeyecek incelikte kıl üretimi yaparlarken bazıları aktif olarak kıl üretimi yapar ve cinsiyet, ırk, yaş, hormonal durum gibi etkenlere göre vücutta daha az veya daha belirgin olan bir tüylenme paterni oluştururlar.

Kıl kökleri kendilerine hormonlar tarafından verilen emirler doğrultusunda sürekli olarak kıl üretir ve üretilen bu kıl kendiliğinden dökülene veya kesilene kadar o bölgede durur. Vücudun her bölgesindeki kılın kendine özgü uzama hızı (hızlı uzayan, yavaş uzayan) ve sınırı (uzamaya sürekli devam eden veya belli bir uzunluktan sonra çok yavaş uzayan, ömrü (uzadıktan sonra kısa zamanda dökülen veya sürekli kalan) ve renklenme (açık renk, daha koyu renk) şekillenme (düz veya kıvrılan) özelliği vardır ve kıl kökleri kendilerine atfedilen bu özelliklere göre üretim yaparlar.

Saçlarımızdaki kıllar uzama hızı yüksek, uzama sınırı geniş olan yani oldukça büyük uzunluklara ulaşabilen özelliktedir. Bunun yanında kollarımızdaki kıllar çok yavaş uzayan ve aynı uzunlukta kalan izlenimi veren kıllardır.

Kıl köklerinin hepsi aynı anda üretim yapmazlar. Bunun yerine bir kısmı aktif olarak kıl üretirken bazıları gelişme, bazıları dinlenme aşamasındadır. Yine hormonlar tarafından yönlendirilen bu durum kılların aynı anda birden çıkmasını ve birden dökülmesini engeller.

Kıl köklerini yöneten hormonlar androjen hormonlar adı verilen (daha çok bilinen adıyla “erkeklik hormonları”) adı verilen bir grup hormondur. Bu hormon grubuna “erkeklik hormonları” adı verilmiş olmasına karşın gerçekte kadında da bu hormonlar daha düşük seviyelerde üretilirler.

Androjen hormonlar kadınlarda temel olarak yumurtalıklar ve böbreküstü bezinde üretilirler ve buradan kana verilirler.

Nelere Dikkat Edilmeli ?

Pazartesi, Temmuz 27th, 2009

Bebekler için:

Bildiğiniz gibi bebeklerin cildi çok ama çok narin bir o kadar da hassastır. Bu güne kadar Tala’nın hiç bir yan etkisi bebeklerde görülmemiştir. Orijinal alındığı sürece hiç bir şekilde ne bebeklere ne de daha yetişkin sınıflara bir yan etkisi söz konusu değildir. Tala Karınca Yumurtası Yağı ve Kremi son derece sağlıklıdır. Hatta diğer epilasyon yöntemlerine göre daha ucuza gelir. Acısızdır. Rahatsız edecek kadar koku yaymaz. Bebeklere uygulandığında ileriki yaşlarında uygulanan kısımlardan tüy çıkmayacaktır. Yetişkinlerde bir kaç seansta aynı durum söz konusudur. Gönül rahatlığı ile kullanabilirsiniz. Unutmayınız ki bu ürünleri vücudunuzda kullanıyorsunuz. Bu sebeple sağlığınız için çok önemlidir. Sahte ürünler alıp kendinize zarar vermeyiniz. Vücudumuzun yüz dahil tüm bölgelerinde kullanabileceğiniz bu ürün tamamen doğaldır. Hiç bir kimyasal içermez bu sebeple vücudunuza en ufak bir zarar getirmez.

Tala Hakkında

Pazartesi, Temmuz 27th, 2009

TALA NEDİR?

Osmanlı Döneminde Haremdeki cariyelerin ağdadan sonra kullandıkları yöntem olarak bilinen karınca yumurtası yağı o çağlardan bugünlere kadar geçerliliğini korumuştur.Çağımız kadınlarının epilasyon ve diğer tüy dökme yöntemlerini tercih etmeleri yanında halen eski kültürlere alışkın olan insanlar Karınca yumurtası yağını tüy dökmede en etkili ve en kalıcı yöntem olarak kabul etmektedirler.Anadoluda ve İstanbul’da bazı insanların halen yeni doğan çocuklara ilerde tüylenmesin diye, kendilerine ise tüy sorunlarına bir çözüm olarak bu yöntemi kullandıkları bilinmektedir.

Tala Karınca Yumurtası Yağı, geçmişten bugüne kullanılan, istenmeyen tüylere çözüm olan ağrısız , iğnesiz kullanımı ile orta doğuda ve uzak doğuda kadınların ve erkeklerin gözbebeği haline gelmiş bir üründür.Yeni doğan bebeklerin koltuk altı ve diğer bölgelerine sürülerek ileri yaşlardaki tüylenmesini tamamen geçiren Tala karınca yumurtası yağı , yetişkinlerin düzenli olarak kullanımı ile de istenmeyen tüy sorununa çözüm sunmaktadır.

Tüylü olan bölge klasik yöntemlere (ağda, cımbız, epilasyon vs.) tüylerden arındırıldıktan sonra karınca yumurtası yağını tüylerden temizlenen bölgeye elinizle masaj yaparak sürün. Bu işlemi 4-5 gece yatmadan önce yapmanız ilk seans için yeterli olacaktır. İlk seans sonrasında tüylerinizin belirgin bir şekilde azaldığını fark edeceksiniz. İlerleyen aylarda aynı yöntemle işleme devam edilir. 4-6 seans(takriben 4-6 ay) sonrasında tüylerinizden kurtulmuş olursunuz.

Diğer yöntemlere göre çok daha ucuz ve kesin çözüm sunan Tala Karınca yumurtası yağını Osmanlı döneminde haremdeki cariyelerin ağdadan sonra kullandıkları biliniyor. Geçmişte bile tüyleri yok etmek için güzel bir yöntem olarak bilinen Karınca yumurtası yağı o çağlardan bugünlere kadar geçerliliğini korumuştur.

Tala Karınca Yumurtası Yağı Tala Karınca Yumurtası Yağının hiçbir yan etkisi yoktur. Bu nedenle yüzünüz dahil vücudunuzun en hassas bölgelerinde bile kullanabilirsiniz. Yüzünüzdeki tüylerden bir şişe karınca yumurtası yağı ile kurtulmanız mümkün.

Yüzünüz dahil vücudunuzun her bölgesinde kullanabilirsiniz.Yüzlerinizdeki Tüylerden bir şişe karınca yumurtası yağı ile kurtulmanız mümkün.

Kokusuzdur; Tala Karınca Yumurtası Yağı ve Kremi yoğun bir koku yaymaz. Hatta hiç koku yaymaz. Kullandığınız müddet boyunca iyi amakeşke bir de şu kokusu olmasa demeyeceksiniz. Bu bakımdan kullanımının kolay olması bir yana başını ağrıtmayacak özelliğe de sahiptir. Tüyler zaten vakti geldiği zaman alınıyor. Yapacağınız tek şey epilasyondan hemen sonra birde Tala Karınca Yumurtası Yağı ya da Kremini sürmek olacak. Bu sayede belki de yıllardır çilesini çektiğiniz tüylerinizden kurtulacaksınız. Keşke daha önce deneseydim diyebilirsiniz.

Cilt Dostunuzdur; Tala karınca yumurtası yağı ve kremi sayesinde tüylerinizden sonsuza dek kurtulabilirsiniz. Bu devrim niteliğindeki doğal mucize bayanlar, erkekler ve de bebeklerde rahatlıkla kullanılabilir. Şu ana kadar hiç bir yan etkisi görülmeyen bu doğal mucize karınca yumurtası yağı ve kremi sayesinde vücudunuzun istemediğiniz hiç bir bölgesinde tüy, kıl kalmayacak. Karınca yumurtası sayesinde hem canınız yanmayacak hem de cebiniz rahat edecek.

İpeksi Bir Görünüm İçin; Karınca yumurtası vücudunuzu ipek gibi gösterir. Artık 2,3 günde bir epilasyon yapmanıza gerek yok. Bebekleriniz için bu konuda endişelenmenize gerek yok. Çünkü Tala karınca yumurtası yağı ve kremi sizi bu dertlerinizden kurtarıyor. Çok kısa sürede çok etkili sonuçlar alabileceğiniz bu doğal ürün sizi ipeksi bir görünüme kavuşturacak.

Vücudunuzun Her Bölgesi İçin;Tala Karınca Yumurtası Yağı ve Kremini vücudunuzun tüm bölgelerine uygulayabilirsiniz. Fakat şu vardır ki bütün bölgelerde ki tüylerin kalınlığı, inceliği veya sıklığı, seyrekliği değişir bu sebeple bölgeler arasında seans farkı olabilir. Tala Karınca Yumurtası Yağı ve Kremini kullanırken bunları da göz önünde bulundurmanız gerekir.

Bebeklerde; Bildiğiniz gibi bebeklerin cildi çok ama çok narin bir o kadar da hassastır. Bu güne kadar Tala’nın hiç bir yan etkisi bebeklerde görülmemiştir. Orjinal alındığı sürece hiç bir şekilde ne bebeklere ne de daha yetişkin sınıflara bir yan etkisi söz konusu değildir. Tala Karınca Yumurtası Yağı ve Kremi son derece sağlıklıdır. Hatta diğer epilasyon yöntemlerine göre daha ucuza gelir. Acısızdır. Rahatsız edecek kadar koku yaymaz. Bebeklere uygulandığında ileriki yaşlarında uygulanan kısımlardan tüy çıkmayacaktır. Yetişkinlerde bir kaç seansda aynı durum söz konusudur.

Gönül rahatlığı ile kullanabilirsiniz. Unutmayınız ki bu ürünleri vücudunuzda kullanıyorsunuz. Bu sebeple sağlığınız için çok önemlidir. Sahte ürünler alıp kendinize zarar vermeyiniz. Vücudumuzun yüz dahil tüm bölgelerinde kullanabileceğiniz bu ürün tamamen doğaldır. Hiç bir kimyasal içermez bu sebeple vücudunuza en ufak bir zarar getirmez.

Kullanım Hakkında

Pazartesi, Temmuz 27th, 2009
Tüylü olan bölge klasik (ağda, cımbız, epilasyon vb. gibi) yöntemlerle tüylerden kökünden arındırıldıktan sonra karınca yumurtası yağını tüylerden temizlenen bölgeye; deriye iyice yedirecek şekilde 5-10 dk masaj yaparak sürülür. Her seanstan sonra bu işlem 4-5 geceleri yatmadan önce yapılır.
Tüyler alındıkdan sonra cildiniz tahriş olduysa duş alarak veya tahriş olan bölgeyi soğuk suyla yıkayarak bir süre cildin dinlenmesini bekleyip daha sonra yağı uygulayın. Unutmayın yağ tüyler kökünden alındıktan sonra masaj yaparak sürülür ve bu işlemi etkili olması için tüyler yeniden çıkana kadar bekleyip işlemi yeniden tekrarlanır.
Tüylerde ilk ayda belirgin bir azalma görülür. Daha sonraki aylarda tüyler tamamen yok olur.
Tala Karınca Yumurtası Yağı İran’dan getirilmiştir.Tala’nın hiçbir yan etkisi yoktur doğal karınca yumurtası yağı içerir bu nedenle yüzünüz dahil vücudunuzun en hassas bölgelerinde bile kullanabilirsiniz. Yüzünüzdeki tüylerden bir şişe karınca yumurtası yağı ile kurtulmanız mümkün.Genellikle kadınların büyük sorunu gibi görünse de erkeklerin de büyük bir kısmının sorunu olan tüyler (yanak , koltuk altı , sırt vb) Tala Karınca yumurtası yağı ile sorun olmaktan çıkıyor. Bayanların olduğu kadar erkeklerin de kullanabileceği Tala , düzenli kullanımla Vücudunuzda ki istenmeyen tüylere son verir.

Karınca Yumurtasi Yağı Nedir ?

Pazartesi, Temmuz 27th, 2009

İran’dan ithal edilen Tala Karınca Yumurtası Yağı, geçmişten bugüne kullanılan, istenmeyen tüylere çözüm olan ağrısız , iğnesiz kullanımı ile ortadoğuda ve uzakdoğuda kadınların ve erkeklerin gözbebeği haline gelmiş bir üründür.

Yeni doğan bebeklerin koltuk altı ve diğer bölgelerine sürülerek ileri yağlardaki tüylenmesini tamamen geçiren Tala karınca yumurtası yağı, yetişkinlerin düzenli olarak kullanımı ilede istenmeyen tüy sorununa yardımcı çözüm sunmaktadır